İçerik durumuKaynaklarla doğrulandıWikimedia research dossier · Son kontrol: 2026-09-17 06:40:15

Sillyon antik kenti ve kalesi hakkında anlatılan efsanelerden biri, yerleşimin Argos'tan gelen bir koloni olarak kurulduğunu söyler. Bir başka efsane ise Troya Savaşı'nın ardından kentin, sevgilileri ve kahramanları yönlendiren kehanetçiler Mopsos, Calchas ve Amphilochus tarafından Side ve Aspendos ile birlikte kurulduğunu aktarır. Tüm bu rivayetler, kentin kökenine dair antik dönem anlatılarını şekillendirir.

Antik dönem kaynaklarında ve efsanemsi anlatılarda yer bulduğu üzere, bu sarp tepe üzerindeki yerleşim stratejik konumuyla dikkat çeker. Yerli Grekçe-Pamfilya dilindeki adının Selywiys olduğu ve Hititçedeki Sallawassi kelimesinden türemiş olabileceği ifade edilir. Günümüzde yöre halkı tarafından Yanköy Hisarı veya Asar Köy olarak anılan bu alan, derin bir tarihsel mirası barındırır.

Sillyon'un mimari yapısı, sarp kenarlı bir tepe üzerine kurulduğu için baştan sona bir surla çevrilmeyi gerektirmemiştir. Sadece eğimin en az olduğu batı ve güneybatı kesimlerinde özenli bir taş işçiliğiyle örülmüş surlar, kuleler ve siperler dikilmiştir. Batı yönündeki surlar üzerinde kentin ana kapısı yer alırken, akropolise çıkan yollar bu mimariyi tamamlar.

Tarih sahnesinde adı ilk defa MÖ 500 civarında duyulan kent, MÖ 469'dan itibaren Delos Deniz Birliği'ne katılmıştır. MÖ 333 yılında Büyük İskender'in kenti kuşattığı ancak güçlü garnizonu ve sarp yapısı nedeniyle kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldığı tarihsel kayıtlar arasında yer alır. Seleukoslar döneminde ise tiyatro başta olmak üzere büyük bir imar faaliyetinden geçmiştir.

Kentin kendi adına sikke basma geleneği MÖ 3. yüzyıldan Roma İmparatoru Aurelianus dönemine kadar kesintisiz sürmüştür. Erken dönem sikkelerinde Apollon ile ilişkilendirilen figürler ve yerel Pamfilya alfabesiyle yazılmış yazıtlar yer alırken, Roma egemenliğinde bu yazıtlar Helenleştirilmiştir. Bu madeni paralar kentin o dönemki özerk ve zengin yapısını gözler önüne serer.

Bizans döneminde önemli bir idari ve askeri merkez haline gelen Sillyon, 677 veya 678 yıllarında Arap donanmasının bir fırtınayla yok edildiği yer olarak anılır. İmparatorluk temsilcisinin merkezi olan kent, başkent Konstantinopolis'e uzanan büyük yolun başlangıcında yer alması nedeniyle Perge'nin önüne geçmiştir. 1207 yılında ise bölge Selçukluların eline geçmiştir.

Günümüzde Sillyon'u ziyaret edenler; Helenistik, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerine ait kalıntıları bir arada bulabilirler. Tepenin kuzeybatısında ev kalıntıları ve sokaklar, batıda Selçuklu Camii, Bizans Kilisesi ve sarnıçlar yer alır. Güneybatı eteğinde ise 8.000 kişilik tiyatro ile odeon kalıntıları yükselir.

Tepenin sarp ve kaylık yapısı, zaman içinde heyelan tehlikesini de beraberinde getirmiştir. Tiyatro ve amfiteatr gibi bazı yapıların bölümleri bu toprak kaymaları nedeniyle yıkılmış olsa da, alanın tarihsel ve arkeolojik ihtişamı ziyaretçilerini etkilemeye devam etmektedir.

TürEfsane
Şehir alanıSerik
DurumKaynaklarla doğrulandı